NAZAN BEKİROĞLU’NUN HAYAT AĞACI :NAR AĞACI

2013-03-07 11:16:00

 

             Okuduğum kitaplarla ilgili inceleme yazısı uzun zaman oldu, yazmıyordum. Bu son bitirdiğim kitap, bana kendisini paylaşmamı salık verir gibi hemen ardından yazdım bu yazıyı. Öncelikle Nazan Bekiroğlu’nu daha önce hiç okumamıştım. Yazarın kendisi de pek göz önünde olan birisi değil. Trabzonlu olup bugüne kadar sadece Trabzon’da yaşamakta. Akademik kariyerini de profesör olarak sürdürüyor.

            Son romanı ‘Nar Ağacı’ kitabını çıktığı tarih olan Ekim 2012’de alıp koymuştum kitaplarımın arasına. Bitirmek bugüne nasip oldu. Şimdi bu kitaptan ne aldım, neler anladım, bunları açıklamaya çalışacağım.

            Öncelikle Bekiroğlu, romanda konu olarak dedesi Settarhan ve büyükannesi Zehra’nın ayrı ayrı hayatlarına fokuslanıyor. Bunu yaparken okura seyahatname tadında, geçmişe yolculuk sunuyor. Balkan Harbi yıllarının getirdiği umutsuzluk, ayrılık, şehadet konularını ustalıkla ele alıyor yazar. Trabzon – Bakü – Tiflis – Tebriz – Batum – İstanbul hattında geçiyor hikaye. Settarhan, İran’da halı ticareti yapan Mirza’nın deli fişek oğludur. Settarhan halı atölyesinde çalışan ve aileye küçük yaşlarda öksüz ve yetim olarak giren Azam adlı kıza derin bir aşk duygusuyla bağlıdır. Azam’la evlenmeye niyetlidir. Babası Mirza da iki genci nişanlayacaktır ancak önce Settarhan’ı ticaret yaptığı yerlere hesabı kesmek ve halıları götürmesi için seyahate yollar. Settarhan 3 farklı şehre uğrayacaktır. Bu gidiş bölümlerinde Bekiroğlu karakterleri çok güçlü yansıtmış, Settarhan’ın  yaşadığı durumları çok güzel dile getirmiştir. Özellikle Balkan Harbi’nde şehit olan askerlerin tren garında vagonlardan boşaltılması, yardım derneği gönüllülerinin o cenazeleri emanet olarak algılayıp, usüllerine göre defnetmesi çok etkileyici bir pasajdı. Settarhan yolculuğunun son durağında halıyı teslim ettiği adamın o gün vefat etmesi nedeniyle yardım için kalır. Adamın oğlu Piruz ise misafirperver davranır Settarhan’a. Dost olurlar, Settarhan evine doğru yola koyulurken Piruz’u da kendi evine misafir etmek istediğini belirtir. Piruz’da üniversite diploması için Tebriz’e geleceğini bildirir ve ayrılırlar. Bu arada dönüşte Azam’la nişanlanacağını bilen Settarhan’ın içi içine sığmamaktadır.

            Zehra ise Trabzon’da yaşayan mütevazı bir hayatı olan Büyükhanım’ın abisi İsmail ile birlikte emanetidir. Büyükhanım mahallede sözü dinlenen, ahlak timsali, tüm komşularıyla iyi geçinen bir kadındır. Balkan Harbi’nin seferberlik ilanıyla abi İsmail gönüllü olarak Trabzon Taburuna yazılır. Savaş kapıdadır artık Trabzon’da. Rusların işgal edeceği haberi ulaşır tüm şehre. Bu yüzden aileler uzak diyarlara muhacirliğe çıkarlar. Büyükhanım’ın ailesine de yol görünmüştür artık. Buradaki ayrılış sahneleri, yolculuk kısmında yaşanılan inanılmaz olayları romanı okumak isteyenlere bırakıyorum. Abartısız söylüyorum, o bölümleri okurken ağlamamak için kendimi zor tuttum. Hakeza İsmail’in ardından bıraktığı notlar da çok dramatik hikayeler saklı. Zehra’nın eline geçen notlardan okuyucu da çok etkileyecektir.

            Bu arada Settarhan memleketine dönmüş, dönüş yolculuğunda getirdiği hediyeleri Azam’a takdim eder. Azam yapı olarak hırçın, çalışkan, azimli bir kız olmakla birlikte Settarhan’da gönlü yoktur. Nişanlanacakları konusu Azam’a daha açılmamıştır. Settarhan’ın halı götürdüğü evin oğlu Piruz geleceğini haber verir Settarhan’a. Baba Mirza Han da nişanı Piruz’un gidişinden sonraya erteler. Piruz’un gelmesinden de hoşnut olmaz, çünkü Piruz Mecusi’dir. Geldikten sonra yine de misafirperverlikte kusur edilmez Piruz’a karşı. Settarhan Piruz’a halı atölyelerini gezdirirken, bir şey olur. Olan şey Piruz’un Azam’a ilk görüşte aşık olmasıdır. Azam da ona aşık olacaktır. Bu durumu anlayan Settarhan yıkılır. Daha kötüsü, Azam Piruzla beraber kaçar. Settarhan daha fazla duramaz memleketinde ve Batum’a gider. Batum’da kitapçı dükkanı olan Bolşevik fanatiği güzel kız Sofya’nın yanında çalışmaya başlar. Sofya ile tanışıklıkları bir ticaret vesilesiyle Batum’a giden Settarhan’ın meyhanede oturmasıyla başlar. Sofya arkadaşları ile birlikte Bolşevik tutkusunu alevlendirmektedir. Çarlık’a lanet okurlar, devrim şarkıları eşliğinde. Neyse Sofya ile aralarında tam aşk olmasa da bir duygusallık gelişir. Bu da tamamlanmadan Settarhan kaçmak durumunda kalır çünkü Ruslar peşine düşmüştür. Kaçarak kendini Trabzon’a atar, burada hayata sıfırdan başlar, çaycı eski bir kabadayının yanında çalışmaya başlar. Kendisini de kısa sürede sevdirir. Bolşevik İhtilali başlayınca Rusya ordularını geri çekmek durumunda kaldığı için Trabzon da işgalden kurtulur. Bu, muhacirlerin geri dönmesini haber vermektedir. Büyükhanım ailesiyle beraber tekrar doğduğu topraklara geri döner. Gittiği yerde ve yolculuklarda çok meşakkat çekmişlerdir. Settarhan Trabzon’da edindiği yarenlerinin tavsiyeleriyle evlenme kararı alır, işlerini de yoluna koymuştur. Aday tabiî ki de Zehra’dır. Büyükhanım da Settarhan’ın iyi biri olduğuna kanaat getirerek onay verir. Zehra ve Settarhan görüşürler ve aşık olurlar ve hemen evlilik kararı alırlar.

            Nazan Bekiroğlu kendi geçmişine yolculuk yaparken aileden kalan eski zaman fotoğraflarının içine girerek şahit olur yakından, bu bütün hikayelere. Fotoğraf metaforu romanı daha ilgi çekici kılmaktadır. Dedesinin ve ninesinin yaşadığı yerleri de ziyaret eder şimdiki zamanda. Bunu da hikayelerde geçiş olarak kullanır.

            Dikkatimi çeken bir şey daha oldu. O da genel olarak ahlaki, ananevi geleneklere tamamen bağlı kalmıştır yazar. Karakterler naif, davranışlarda genel olarak tutarlılık sözkonusudur. Bekiroğlu ayrı kelimelerin gücünü çok iyi kullanabilen bir yazar, bunu kitabın içinde alıntılık onlarca söz dizilerinden anlayabilirsiniz.

            Netice olarak beklentimin üstünde bir roman oldu. 500 küsur sayfayı hiç sıkılmadan 10 günde bitirdim. Okumanızı tavsiye ederim. Nazan Bekiroğlu da artık özel yerini aldı yazınsal anlamda benim için… İyi günler…

 

                                                                                                                                            Samet TURAN

                                                                                                                                             03.03.2013

0
0
0
Yorum Yaz