Özlemek

2013-01-31 15:29:00

  Yaşarken kesinlikle farkına varamadığın, düşünmediğin, üzerinde durmadığın bir duygudur özlemek. Ancak aradan belli bir vakit geçtikten sonra anlarsın bazı şeyleri özlediğini… Hafızana dönüp baktığında anlam kazanır, o anda yaşarken farkına varamadığın şeyler. Özlem duygusu olmasıydı, belki de robotlaşacaktık, umarsızlaşacaktık. Değer bilmeyi bilemeyecektik. Tarihçilik diye bir bilim dalı bile olmayacaktı belki de.. Her daim öykünen, tarihini geleceğe yol gösterici pusula görevini atfedenler, geçmişe olan özlemleriyle adım attılar belki de tarihçiliğe.. Özlem duygusunu dindirebilmek için her şey not edildi, ileride okunmak için.. Özlemek, insanda geçmişe dair buruk bir tad bırakıyor şüphesiz… Olan oluyor, geçen geçiyor. Ve her şey bu anda yaşanıyor. Sonrasını düşünmeden değişiyor her şey. İnsanlar değişiyor, şehirler değişiyor, arkadaşlar değişiyor. Sen de değişiyorsun. Bir tek, içindeki özleyen kalbin değişmiyor. Seni sen yapan kalbin dünyaya, değişime kafa tutuyor… Hafızanın önemini bir tek kalbin anlıyor. Kalbin, hep geçmişteki güzel şeylerde kalmak istiyor. Kalbinin bu isteği gerçekleşmiyor maalesef… O sadece özleyen özne görevini üstleniyor sessizce… Özlemek; kelime olarak da çok şey anlatıyor aslında yukarıda bahsettiklerim ile ilgili.. Öz’ünü yani kalbini olaylarda bırakıyorsun. Hayatının önemli-önemsiz her anında bir iz bırakıyorsun şimdiye yönelik. O izler işte senin öz’ün, kalbin, ruhun, anlayışın hepsi yaşadığın an ile kodlanıyor. Yaşarken farkında olmadan bir çıpa atıyoruz şimdiye… farkına ancak ve ancak hafıza ile varabiliyoruz. İşte işin en dramatik kısmı da bu aslında.. Hafıza ile anlayabiliyoruz özl... Devamı

JEAN CHRİSTOPHE GRANGE’IN SON ROMANI ÜZERİNE: SİSLE GELEN YOLCU

2012-10-30 16:28:00

                          Jean Christophe Grangé Türkiye’de de büyük ilgi gören yazarlardandır.  Yazarın ayrıntı gücü ve karakterlere verdiği tutku romanlarını taşıyan en büyük özelliğidir.                         Grangé’ı ilk “Taş Meclisi” romanıyla tanıdım. Bir roman ismi olarak fazla çekici gelmese de bu romanını bitirdikten sonra  bu yazarın bütün kitaplarını okumalıyım diye geçirdim içimden. İlk romanını okuma sürecim de ilginçtir. O dönemlerde ben e-kitaplarla fazlaca ilgileniyordum. Çeşitli Reader programlarını bilgisayara yüklüyor ve muhtelif sitelerden e-kitaplar indiriyordum. Hatta bir arşivim de var. Ama gerçek kitaplarla ilgimi hiçbir zaman kesmedim. İşte bu dönemde okuyup bitirdim “Taş Meclisi”ni. Bu kitabın genel konusu; insan yapısı üzerindeki nükleer değişimlerdi. Kitabın finalinde ana karakterin annesinin düşman olduğu anlaşılıyor ve nükleer reaksiyonla ayıya dönüşüyordu. Sınırsız bir hayal gücü…                         Ardından, ülkemizin yakın geçmişiyle alakalı ve hatta filmi de çekilen “Kurtlar İmparatorluğu”nu okudum. Final bölümü beni pek tatmin etmese de genel olarak kendini heyecanla okuttu. Bu romanda Fransız bir kadının geçmişine yolculuğunu ve kendini Türk olarak keşfetmesi anlatılıyor. Keşfettiği gerçek yüzüyle kocasının kurduğu gizli örgütü çökertiyordu.        &... Devamı

Yan Sen

2009-09-24 12:38:00

hiç aklıma gelirmiydi bu ayrılıkkendime soruyorum cevap yok neden ayrıldıkhiç hesapta yokken böyle durup dururkenyine aynı telaş yine aynı hüzün yeniden yalnızlıkah acıyor bak canım bazenama gel diyemem gelme hiç diyememyar dönüyor bak tüm aşklarım bazensende dön diyemem yanma hiç diyememyan senbir ses gibi herkes gibi dünler gibi yangeçtim tüm hayaller gibi düşler gibi yangit ne yapıyorsun ben nasılsa görmeyeceğimsonra geri dönme ölsen dönmeyeceğim Gökhan Türkmen ... Devamı