Arkadaş ile Dost Arasındaki 10 Fark

2011-12-21 22:35:00

  1. Arkadaş evinize geldiğinde misafir gibi davranır.      Dost geldiğinde buzdolabını açıp istediğini alır.   2. Arkadaş senin ağladığını görmez.     Dostunun omuzu ise senin gözyaşlarınla ıslanır.   3. Arkadaş davetine katılınca bir paket hediye ile gelir.       Dost sana yardım etmek için erken gelir; toparlanman için geç gider.   4. Arkadaş, kendisi yattıktan sonra ararsan rahatsız olur.      Dost derdini anlatmak için neden bu kadar geciktiğini sorar.   5. Arkadaş bir kavgadan sonra herşeyin bittiğini düşünür.      Dost ise tekrar arar.   6. Arkadaş daima arkasında olmanı ister.     Dost ise her zaman senin arkandadır.   7. Arkadaş zaaflarını öğrenir ve onları kullanabilir.      Dost zevklerini öğrenir ve onlara hitap eder.    8. Arkadaş zayıflıklarını bilirse başına kakar.      Dost zayıflıklarını bilirse örtmeye çalışır.    9. Arkadaş seni ikinci görmek ister.     Dost ikincin olmaktan şeref duyar.    10. Arkadaş sıkıntın olmadığında yanındadır.        Dost sıkıntın olduğunda sana koşar. ... Devamı

Yalnızlık...

2011-12-13 22:55:00

Uzun zaman oldu yazmayalı yine... Yazmaya hep uzun aralar vermek zorunda kalıyorum, ama bilinçli olarak.. Çünkü herhangi bir konu üzerinde yoğunlaşıp fikir birliği sağlamak zor oluyor benim titiz tutumumdan dolayı... Belki bunu daha da çok yazarak aşabilirim.. Neyse.. Bu gece yalnızlık konusunu ele almaya çalışacağım. Bu bir konudan çok bir durum hali, yaşanılması buruk, istemsiz, şizofrenik bir hal.. Yalnızlık insanın en çok istediği sosyal olmak, tanınmak, dertleşeği bir dosta sahip olmak ve bir sevgiliye sahip olmanın önündeki istekli veya isteksiz içine düşülen bir durumdur.. Hiç bir insan yalnız kalmayı istemez. Ama bazen hayatta yalnız kalabiliyoruz. Benim bahsetmeye çalıştığım daha çok insanın kendi isteğiyle yanlızlığı tercih etmesi... Melankolik bir durumdur bilinçli yanlızlık.. Bu durum gerçek anlamdaki yanlızlık değildir. Düşünsel olarak yanlızsınızdır, sizinle aynı fikirde kimse yoktur mesela ya da bir şey tercih edeceğinizde bunun kimse tarafından tercih edilmediğini görürsünüz. Bu da insanın kendisini sorgulamasına yol açar. "Çok mu farklıyım?" gibi sorular sorurdurur. Az önce bahsettiğim bilinçli yalnızlığa yelken açan önemli sebepler bütünüdür bu.. Siz memnunsunuzdur, çünkü kendi hür iradenizi kulanmışsınızdır seçerken ve tercih ederken.. Ama bu toplumun genel kabul algısına ters düşerse o zaman toplumla neden uyum kuramıyorum gibi sorunlarla meşgul edersiniz kendinizi... Dış sosyal dünya insanın kararlarında önemli rol oynar. İnsan, yaşadığı sosyal çevre ile kendi iç dünyası arasında bir ilişki bulmaya önem gösterirler. Bu iki dünya arasında tezatlık olduğunda psikolojik olarak rahatsız olur. Toplumdaki genel algı dejenere olmuşsa, bu temiz zihi... Devamı

Farklılıklara Tahammül...

2011-09-16 03:20:00

Bayağı gelmiyordum, iyi oldu bu. Bu gece farklılıklara tahammül hakkında birşeyler yazmayı deneyeceğim.  Çocukken mahallede herhangi bir olağandışılık dikkatimizi çektiğinde hemen zihni reaksiyonlarımız tabiri caizse dalga dalga olurdu. Bu bir durum veya kişi olsun hemen bir yabanilik duygusunu tetikleyen bir olgu olmuştu zihnimizde...  Bu, okulda da sürdü. Çoğunluk çalışkansa tembeller kötülenir, tembeller ağırlıktaysa çalışkanlar inek sıfatına layık görülürdü. Bu bizim içimize çocukluktan itibaren işlemişti. Farklı'dan korkuyor, istemiyor, daha doğrusu özümseyemiyorduk. Davranışlarımızı "Aman kimse bizi dışlamasın!!" kaygısıyla arkadaş çevremizde düzenledik hep bilinçli veya bilinçsiz olarak..  Sonraki dönemlerde de aynıydı. Saçlarını uzatan marjinal tiplerlere kıl oluyorduk. Ya da şartlar bizi kıl oldurduyordu. Değişik tarzda giyinenler hep bir göz süzme işlemine maruz kalırdı. Ama bu çevreden çevreye değişir tabiki...  Farklılıklara fikri olarak da karşılaşmaya başladık. İnsan düşünen bir varlık olduğu için; gerçek objektif, doğru ise subjektif bir kavram olarak vardır. Bunun doğal sonucu olarak; yaşayış biçimleri, hayat felsefeleri, ideolojiler herkesin kendi perspektifinde doğruluğu üstleniyordu. Sonuçta herkesin aynı olması imkansızdı. Çevre denilen faktör de buna muhalefet gibi görünse de, farklı düşüncelerin filizleneceği ortam yine sosyal çevrelerdir. Gerçi zamanımızda internet faktörü buna biraz istisnai bir unsur olarak görünüyor. Bizim toplumumuz farklılıklara tahammül edebilmeyi öğreniyor diyebilirim umutla... Bütün kültürlerin beşiği olan ülkemizin buna şiddetler ihtiyacı var ç&u... Devamı

Derler...

2011-09-09 21:57:00

  Çok hızlı yaşarsın, yavaş git derler. Yavaş yaşarsın, ölü gibisin derler. Orta h...al...li yaşarsın, monotonsun derler. Gülersin, ne gülüyo bu deli gibi derler. Ağlarsın, bunalım derler. Susar dinlersin,dilini mi yuttun derler. Konuşursun, sus bi artık derler. Çalışırsın, amele derler. Yatarsın, beleşçi derler. Kısacası derler de derler...  Devamı

Küfür Etmek...

2011-09-03 21:25:00

( Bu yazıda kesinlikle hiçbir küfür geçmeyecektir. ) Cezaevinde İnfaz koruma memuru olarak çalıştığımdan dolayı, gerek personelden gerek de mahkumlardan bolca küfürler duymaktayım. İnsan neden küfreder buna kendimce cevaplar bulmaya çalışacağım... İnsan psikolojisinde hiçbir zaman altta kalmama duygusu yoğun olarak vardır. Karşılaşılan kötü durumlarda ve kişilerle yaşanılan gerginlikler esnasında insanın ağzından bir takım sözler çıkıyor. Bu sözlerin niteliğinde muhatabın ya da durumun kendisine edilen olumsuz söz dizileri vardır. İnsan kendince bir savunma mekanizması geliştirerek içinde biriken öfke duygusunu deşarj etmeye çalışır. Ancak, şöyle bir ayrıntı da vardır ki, bazen bu keyif durumunda, birinden övgüyle bahsederken ve herhangi bir olayı anlatırken bile her cümlenin sonuna aynı yüklemi getiren insanlar da vardır. Bunun nedeni geçmişten gelen ve süregelen ağız alışkanlıkları ve kendini kabul ettirme düşüncesi yatmaktadır. İnsan çekinilen ve korkulan şeye büyük bir merak besler ve ilgi duyar. Bu, insan da küfrü  kendisine bir araç gibi kullanır, bununla yıldırmaya çalışır kendi iç gerginliğini... Bazen de, acizlik durumlarında küfredilir. Kazanamadığı bir şeyde, gerçekleştiremediği emellerinde, göze alamadığı şeyler de küfreder. Atalarımızın söyledği gibi; "Kedi ulaşamadığı ciğere mundar der." prensibince her zaman psikolojide küfür başvurulan rahatlatma yoludur. Ama küfür çevreyle edinilen bir alışkanlıktır. Fıtratımızda doğal olarak var olmaz. İnsanın yaradılışında iyi ve güzel huylar daha baskındır. Daha önce belirttiğim gibi çevresel faktörler ve yaşayış biçimleri bizim küfür alışkanlığımızı demirler. Halkımız duygusal... Devamı