Platonik Aşkın Kazandırdıkları...

2011-08-28 01:38:00

2,5 sene oldu Onunla tanışalı. Güzeldi, çok güzeldi. Benim için hayatta güzellik kriteri olan, benim de nereden aklımda kaldığı belli olmayan ( belki çocukken) o güzel kız profiline yakın bir kızdı. Sanki onu yıllardır tanıyordum. İlk gördüğüm zaman tepki vermedim, dikkatimi de çekmedi. Ama ilerleyen günlerde rüyalarımda görmeye başladım kızı. Onu görünce kalbim hızla atıyordu. Aşık olmuştum. Ama erkek arkadaşı  olduğunu sonradan öğrendim. Şimdi burada o klasik depresyon sahnelerine girmeyeceğim. Bu yazıyı yazmamdaki amaç; onun kendi kişiliğinin benim ilgimi çekmiş olmasındaki o ince ve hassas hikmet... Onunla çok iyi dost oldum. Dostluğumuz boyunca hiç bir zaman ona olan ilgimi söylemedim. Belki de anlamıştı. Neyse.. İnsanın birine aşık olması, ilk zamanlarda inanılmaz bir mutluluk veriyor. Ben de onun sayesinde mutlu oldum. Mutluluğa göz kırptım. Ama ona insani olarak da büyük bir sevgi duyuyordum. O benim için bir kült halini aldı. Aşkı deneyimlediğim bir insan...  Ona sadece aşık olabilirdim, sahip olamazdım. Ancak o sahip olabilirdi... Aşk insana olgunluk kazandıyor. Onun için bir insan gururunu ne kadar çok dinlerse o kadar üzülebiliyor. Ben herşeyi olduğu gibi kabullendim. Çünkü insandık sonuçta, değişebiliyoruz. Her şey karşılıklı olmak zorunda değil. Sen birşeyler besliyorsan ona karşı, bu senin için bir şans, gelişme açısından bir şans.. Acı elbette çekeceksin. Ama bu insanda herşeyin bittiği anlamına gelmiyor. Daha iyi birisi çıkacaktır diye umudunu taze tutmak zorundasın, "ben varım" demek istiyorsan.. Ama unutamıyorsan onu, unutmak için de fazla kasmayacaksın kendini. O da senin hayatına şekil veren bir nesne, bir anı olarak tazeliğini koruyacak y... Devamı

Neden Çok Yazmıyorum...?

2011-08-27 01:19:00

 Blogcu'yu ne zaman ziyaret etsem hep bir şeyler yazasım geliyor. Ama genel çerçevede herhangi bir konu hakkında, hedeflenen ana fikrim olgunlaşmadan yazı yazmayı sevmiyorum. Yani herşey doğal seyrinde gitsin, olayları ve durumları kendi üslubundan taviz vermeden yorumlamak istiyorum.  Bu yüzden kendime olan özsaygımdan dolayı deneme yazarken oldukça dikkatli davranmayı tercih ediyorum. İyi geceler.. Samet TURAN   Devamı

Kasadaki Çek...

2011-08-23 16:55:00

İş adamının işleri iyice bozulmuştur. Ne yaptıysa olmuyordu. Bir zamanlar çok başarılı bir insan olmasına rağmen şimdi büyük olan sadece borçlarıydı. Bir taraftan kredi verenler onu sıkıştırırken, diğer taraftan da bir sürü insan ödeme bekliyordu. Çok bunalmıştı ve hiçbir çıkış yolu bulamıyordu. Nefes almak için parka gitti. Bir banka oturdu, başını ellerinin arasına aldı ve bu durumdan nasıl kurtulacağını düşünmeye başladı. Tam bu sırada birden, önünde yaşlı bir adam durdu. "Çok üzgün görünüyorsun. Seni rahatsız eden bir şey olduğu belli... Benimle paylaşmak ister misin?" diye sordu yaşlı adam. İşadamının yakınmalarını dinledikten sonra da: "Sana yardım edebilirim" dedi. Çek defterini çıkardı. İşadamının adını sordu ve ona bir çek yazdı. Çeki verirken ona şöyle dedi: "Bu para senin. Bir yıl sonra seninle buluştuğumuzda bana olan borcunu ödersin. Hadi al!" Ve yaşlı adam geldiği gibi hızla gözden kayboldu. İşadamı elindeki çeke baktı. Çekte 500 bin dolar yazıyordu ve imza ise John Rockefeller'e aitti. Yani o gün için dünyanın en azengin adamına... "Tüm borçlarımı hemen ödeyebilirim" diye düşündü. John Rockefeller'e ait bu çekle her şeyi çözebilirdi. Ama çeki bozdurmaktan vazgeçti. Bu değerli çeki kasasına koydu. Onun kasasında olduğunu bilmenin güvei ve yepyeni bir iyimserlikle işine tekrar dört elle sarıldı. Büyük-küçük demeden tüm işleri değerlendirmeye başladı. Ödeme planlarını yeniden yapılandırdı. İyi yapılan işler, yeni şleri doğurdu. Birkaç ay sonra işlerini yoluna koyabilmişti. Takip eden aylarda ise borçlarından tamamen kurtulup hatta para kazanmaya başladı. Bir yıl bo... Devamı

Müziği seviyorum, özellikle Rock müziği...

2011-08-23 01:40:00
Müziği seviyorum, özellikle Rock müziği... |  görsel 1

Kardeşimin gitarı... Devamı